Çocuk Ölüsü

Ölünce, diyordu al yanaklı küçük çocuk, üşür müyüm? Misal orada da her geliş bir başka sona mı yaklaştırır insanı? Fani ruhlar, ölü cesetler, kırık yaşamlar, sudan ucuz hayaller, hatta belki çocuk yüzleri, savaş alanlarındaki, kim bilir; hepsi yeni bir kapının aralanışıyla istiflenir ölülerimizin üzerine. Hatta belki fani bedenlerimizin fihristidir bu günahkâr topluluklar?

 

 

Öyle deme, diyordu küçük kız, kim bilir, belki de yakındır henüz bitmiş olan bir sonun yeni başlayacak olan seremonisi? Kim bilebilir ki bu dünyadan öte tarafa geçenlerin aklanıp paklandığını, bir çocuk kadar masum kalabildiğini, mezarında kemik sızılarıyla asırlar boyu can çekişmediğini?

 

Susun diyordu kana çalan mürekkebiyle haykıran ruh; susun! Belki geçiş yoktur bu dünyadan öteki tarafa sizin hikâyenizde. Hem kim bilebilir ki kimin hangi hikâyede bilge bir yolcuyu temsil edeceğini? Ölü ruhların fani dünyasındaki acziyetidir ancak sizin bu düş kırıklarından devşirme hikâyeniz. Olsa olsa bir çocuğun kirli rüyalarını süsleyen toy sözler. Kim bilebilir?

 

Ama susun diyordu kimliksiz, suretsiz ses. Kim bu altyazılı, çıkış kapısı belirsiz, hatta belki bir düş bahçesine çıkan duvarlar arasında sıkışıp kalmış hikâyeyi temsil edebilir ki? Ölü bir çocuktan başka?


Bir önceki yazımız olan başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz. || Bir sonraki yazımız olan başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.


Etiketler: