Çocuk

Nerede bir zavallı görürsen çocuk, tut kolundan kaldır. O büyük adamların gölgesinde söğütlenen incir ağaçlarını sulayan insanlar göreceksin çocuk, gözyaşları içinde hengâmelere koşan mahşeri kalabalıklara dalacaksın. Büyük diye öğreti edilen çıplak krallara ve kirli tarihine tanıklık edeceksin insanoğlunun. Kan ve zulmün en acemi zamanlarına denk düştüğün kara kuyularda taş arayacak, üstüne çöken karanlıklarda kendi gölgeni unutacaksın. Sessizliğin alfabesiyle şekillenen yüzün, sana bile korkutucu gelecek çocuk. Kimse tanımıyorken seni, sen biliyorken kendini, unutacaksın yüzüne korkutucu bir karabasan gibi çöken kanlı savaşları. O savaşlar ki nice cesur şövalyeler gördü çocuk. Git buradan çocuk, sana göre değil burası. Buralar çocuklara göre değil. Çocukların ait olmadığı kirli bir dünya burası. Size göre bir dünya yaratmadık. Yaratamadık. Çocukların ait olduğu, düş bahçelerinde filizlenen savaşsız, kansız, dövüşsüz, şefkatli bir diyar bırakamadık. Git buradan.

 

 

Bak işte, tam da elinde tuttuğun yalnızlık, içine alınca seni, duyur herkese, seslen, çocuk sesini bastırıp, içindeki o kanlı şövalyenin savaş alanlarında gezinen karanlık gölgesi filizlenene dek. Niceleri düştü bu yollara. Nice çocuklar esir kaldı bu ummanda. Sen git çocuk. Sana göre değil, çocuklara göre değil bu dünya. Karanlıklar ülkesinden seslendirilen, alt yazılı bir savaş filminin orta yerindeyiz. Kimse kimsenin altında kalmıyor. Herkes bu oyunun kurucusu, herkesin eli kanlı. Çocuklar, sadece savaş alanlarını dolduran kalabalık bir yüz. Sen git, ölme çocuk.


Bir önceki yazımız olan başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz. || Bir sonraki yazımız olan başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.


Etiketler: